psikopatanne

annelik halleri ve iki çocuklu hayatın getirdikleri…

Kırk Kere Söylersen Olur! Mu?

20120308-225626.jpg

Belki 40 kere başka birşey istersen olur ama çocuklara aynı şeye 40 kere söylesen de olmuyor!

‘Oğlum yapma, çıkma dolabın tepesine’ X 40 = Ada dolabın tepesinde
‘Oğlum kardeşini ezme, kalk üstünden’ X 40 = Ada kardeşinin üstünde
‘Oğlum şu büsküviyi şurda ye, dökülüyor’ X 40 = heryer daha fazla kırıntı yapılıp üstüne de basılır
‘Oğlum yeme tırnaklarını’ X 200 = ellerde kalmadı artık ayaklara geçecek!

Pera yapmıyor mu? O da aynı. Senin dediğini yapmaz bir de istemediği oldu mu atar kendini yere 2-80 tepinip ağlar… Eskiden etrafta görüp ‘kadına bak çocuğu ne halde, tabi o kadar şımartırsa böyle olur’ diye düşünürken aynısı benim yanımda, dibimde…

Bütün gün söylediklerimi çeksem kayda, heralde 3 te 1 i filan sadece söylediklerimin tekrarıdır.
Düşünüyorum, annem bana da bu kadar herşeyi 50 defa söylese bende yapmazdım heralde. Naapıyım peki? Ceza mı veriyim? Bazen çok tepem atınca ve affedilemez birşey yaparsa oda cezası veriyorum. Ama o da işe yarıyor mu bilinmez… Tek çare bağırmak kalıyor. Ben bağırtana kadar devam ediyorlar. Bağırınca (ama bağırmak dediğim çığlık çığlığa rezalet) onlar da nooldu diye bi duruyorlar!

Kardeşi doğduğunda Ada bir süre depresyondaydı, haklı. Onu atlattık ve yaklaşık 9 aydır filan çok uslandı. Sanki bir abi halleri geldi. Tanıyan, gören herkes Ada’da ki bu değişikliği farkediyordu. Fakat son birkaç aydır şımarıklık, yaramazlık, öfke vs inanılmaz bir hal aldı. Bebek gibi konuşmalar, herşeye muhalefet, daha tabaktaki yemeğin ne olduğunu gömeden ‘ben onu sevmiyorum, yemiycem’ ler… Okuldan dönüşte, akşam yatana kadar en az 15-20 vukuat ve kavga… Abuk sabuk tehlikeli akrobasi hareketleri ve bunları kardeşine yaptırmaya çalışmaları… Daha yazsam liste uzayıııp gider!

Benim teorim artık kardeşi bebek değil, onun yediği şeylerden yiyor, oyuncaklarıyla oynuyor, istediğini yapıyor diye biraz o abilik hissi gitti. Örneğin Pera onu ısırdığında o abilik yapmak değil tokadı basmak istiyor. Çoğu zaman yapıyor zaten. ‘Ben abiyim’ den çok ‘Ben güçlüyüm!’ var.

Bilemiyorum, Pera’nın 2 yaş sendromlarıyla Ada’nın 5 yaş krizleri çarpışınca evde bir tımarhane havası oluyor. Ben mi psikolağa giderim onlar mı pedagoga artık birileri gidip kendine gelsin…

7 Yorumlar »

Krizzzz

20111217-233731.jpg

Çocuklu olma durumunun kendisi başlı başına bir kriz zaten. Gaz sancısı krizi, ağlama krizi, kabız – ishal olmuş krizi, alt temizleme krizi, ilk banyo krizi, uyumadı krizi, süt yetmedi krizi vs vs vs…

Bebek biraz büyüyünce 1.5 yaş civarı derler ‘2 yaş krizi bizde erken başladı’ bu 3.5 yaşa kadar filan sürer zaten. Sonra derler ‘5 yaş krizi’! Ne bu ya! Ne krizi kardeşim? Çocuk bu çocuk! Bir fasulye tanesi kadarken büyümüş, rahat rahat yaşarken karanlık, sıcacık anasının karnında, çıkmış gelmiş bu acımasız dünyaya. Hayatında ilk kez görmüş herşeyi, herkesi. Acıksa acıktım diyemez, sıkılsa sıkıldım diyemez. Ne yapsın ağlamaktan başka?

Bence annelere bir cevap olsun diye, adı konsun diye çıkmış bu 2 yaş, 5 yaş sendromları. Çocuk çıldırtıyor orada en azından ‘neden?’ demezsin. ‘2 yaş sendromu’ dersin diye yapılmış birşey bence:)

2 yaş civarında çocuk değişik duyguları tatmaya başlar. Bunlardan en dertlisi hayal kırıklığı hissiyatıdır. Örneğin çocuk birşey isteyip siz vermediğinizde (örn: bıçak!) çocuk ‘iyi tamam’ deyip kabullenmez durumu. Atar kendini yerden yere. Çünkü bu duyguyla baş etmeyi bilmiyordur, öğrenmemiştir daha. Zaman geçtikçe yavaş yavaş kavrar, fakat o anlayana kadar siz zaten kafayı sıyırırsınız!

Benden size bir tavsiye; çocuk doğduğundan itibaren evet diyeceğiniz şeye hayır demeyin! Çocuk kalemi çok istedi tutturyor mesela, siz ‘hayır olmaz’ dediniz. Bir dediniz, iki dediniz, çocuk çok ağlıyor tutturuyor, sizde iyi al dediniz sonunda! Sakın!! Bunu zaten çok kurnaz olan çocuklar bir kullanıyorlar sonra. Tutturunca istediğim oluyor mantığıyla krizler bitmiyor. O nedenle hayırsa hayır! Kararlarınızda tutarlı olun. Zaten sonunda dediğini yapacaksanız o zaman en baştan yapın. Bir de anne baba kararları tutarlı olmalı. Annenin hayır dediğine baba da hayır demeli, veya tam tersi. Tecrübe edildi, onaylandı!

Elbetteki bu sendromların pedagojjide yer almasının mantıklı nedenleri vardır, benimki şakası. Ama bilinki çocuğunuzun doğal öğrenme sürecinde var bunlar. Bunları yaşayan ne ilk ailesiniz ne de son! Sadece aklınıza mukayet olun yeter:)

20111217-233743.jpg

Yorum yap »

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 750 takipçiye katılın